KÖYLERİMİZİN ESKİ İSİMLERİNİN ANLAMI KÖKENİ VE KAYNAĞI   Leave a comment

 

Sanıyorum geçtiğimiz Nisan ayıydı. Telefonum çaldı. Açtığımda karşımda bir önceki kaymakamımız Sayın Bilal BOZDEMİR bey vardı. Hal hatırdan sonra “Sayın hocam sizden bir ricam var. Eski yer isimleriyle ilgili kanun kabul edildiğinden ilçemize bağlı Baltaşı Köyü muhtarı köylerinin eski isimlerinin iadesi noktasında bir dilekçe verdiler. Bizlere Tönük isminin kaynağı ve kökeni hakkında bir yazı yazabilir misiniz?” diye bir ricada bulundular. Bende bu işi memnuniyetle yapabileceğimi söyledim. En kısa zamanda cevabımı beklediklerini ifade ederek teşekkür edip telefonu kapattılar.

Bu vesileyle söylemeliyim ki; ne yazık ki ülkemizin dört bir yanında Türkçe olmadıkları gerekçesiyle ecdadımızın yüzyıllarca önce şiir güzelliğinde ve yüz yıllardır dedelerimizin atalarımızın dilinde yaşayarak, değişerek, güzelleşerek bu güne kadar gelmeyi, yaşamayı başaran yer isimleri bir bir değiştirildi. Hem de çoğu zaman akla, mantığa, ilime, iz’ana yakışmayacak şekilde değiştirildi. Bu açıklamanın ardından sözü daha fazla uzatmadan Kaymakam Bilal BOZDEMİR beye yazdığım yazıyı sizlerle paylaşmak isterim.

TÖNÜK İSMİNİN ANLAMI, KÖKENİ VE KAYNAĞI

Sayın Kaymakamım;

“1530 Tarihli Tapu Tahrir Defteri” köy adlarının yer aldığı ulaşabildiğim en eski tarihli Osmanlı belgesidir. Adı geçen Tapu Tahrir Defterinde bu gün ki Şebinkarahisar ilçesine bağlı köylere göz attığımızda hemen tamamına yakınının isimlerinin değişmeden günümüze kadar ulaştığını görürüz. Her ne kadar devlet nezdinde köylerimizin adları Çağlayan, Uğurca, Yedikardeş, Ekecek, v.s. gibi adlandırılsa da halkımız arasında köylerimizin eski ve gerçek adları kullanılmaya devam etmektedir. Aradan 500 yıl gibi uzun bir süre geçmesine rağmen bu isimler varlıklarını günümüze kadar sürdürmüşlerdir. Bu durumun sebebini bu isimlerin Türkçe olmasına bağlayabiliriz. İhtimal ki bu isimler 1530 tarihinden belki 300 – 500 yıl öncede aynı idi. Zira Kelkit Vadisi ilk kez 1010’lu yıllarda Selçuklu Sultanlarından Tuğrul Bey zamanında ele geçirilmiş ve yerleşim başlamıştır. Bizans’ı Malazgirt Savaşına zorlayan şey işte bu yerleşmeler ve doğudan gelen bu Türk tehlikesidir. Adı geçen belgede köy ya da mezra adlarının kaynağına baktığımızda aşiret, boy, oymak, oba, yer ya da cemaat adlarının köy adı olarak kullanıldığını görürüz. Türklerin yerleştiği her köy Türkçe bir isimle adlandırılmıştır. Yusuf Halaçoğlu “Anadolu’da Aşiretler Cemaatler ve Oymaklar” adlı eserinde 41.000 den fazla aşiret cemaat ve oymak isminden bahseder.

Köy adlarının Türkçe olmadığı için değiştirildiği savı, tarih bilgisinin eksikliğinden ve Şebinkarahisar da çok fazla Gayr-i Müslim yaşadığı varsayımından hareketle değiştirilmiştir. Oysa Şebinkarahisar da Ermeni ve Rum azınlık Şebinkarahisar’ın genel nüfusuna oranla son derece düşüktür.

1871 yılı Nüfusu

Nüfus-ı Müslim Nüfus-ı Gayr-i Müslim
39539 4487

 

1915 Ermeni olayları toplumumuzun bilinçaltında ciddi bir travma oluşturmuş, bu korku hatalar yapmamıza, en az 800 – 1000 yıldır kullandığımız Türkçe olan köy adlarını bile korkularımız yüzünden değiştirmemize neden olmuştur.

Köy adlarını Şebinkarahisar’ın batısında kalan köyleri ele alarak inceleyecek olursak, adı geçen tarihte Şebinkarahisar’ın batısında Gevezid Nahiyesi (Düz Gevezid, Saru Gevezid olarak da adlandırılmaktadır. Şebinkarahisar’ın doğusunda ise Kara Gevezid vardır.) köy adlarının hemen tamamının Türkler tarafından verilen Türkçe isimler olduğunu görürüz. Gevezid nahiyesinin 58 köyü vardır ve şunlardır:

 

(1530 Tarihli Tapu tahrir Defterine göre Karahisar-ı Şarki Sancağı Gevezid Nahiyesi bağlı mezra ve karyeleri)

  1. Âhürcuk mz., [Gevezid] [n.]: 596
  2. Ak-viran k., [Gevezid n.]: 596
  3. Aloni (?) k., [Gevezid n.]: 582
  4. Amacuk k., [Gevezid n.]: 590
  5. Aşağı-Güğercinlik k., Gevezid n.: 582
  6. Bay-Hasan k., [Gevezid n.]: 582
  7. Bay-Hasan(-i diğer) k., [Gevezid n.]: 583
  8. Bayram k., Gevezid [n.]: 583
  9. Bey-köyü k., Gevezid [n.]: 582
  10. Bulgat mz., Gevezid [n.]: 582
  11. Bulundu mz., [Gevezid n.]: 583
  12. Ceklecük [Mekelcük] k., [Gevezid n.]: 590
  13. Çalı çf., Kara-dumanlu, [Gevezid n.]: 583
  14. Çiftlik-i Demürcilik mz., [Gevezid n.]: 582
  15. Çitak-Abdâk [Çitak-Abdâl] çf., [Gevezid n.] 596
  16. Çitak-Abdâk [Çitak-Abdâl] zv.: 596
  17. Çuğlu k., [Gevezid n.]: 585
  18. Dede-viranı mz., Gevezid [n.].: 582
  19. Dervîş-Frenk veled-i Pîr-Hosun çf., [Gevezid n.]: 583
  20. Doğancı mz., Gevezid [n.]: 582
  21. Dolacık (Dolapçı) k., [Gevezid n.]: 583
  22. Dona k., [Gevezid n.]: 582
  23. Etir (Etiz) mz., [Gevezid n.]: 585
  24. Etir çf., [Gevezid n.]: 583
  25. Frenk k., Gevezid [n.]: 583
  26. Frenk mz., [Gevezid n.]: 594
  27. Gevezid [n.]: 582, 583, 584,596
  28. Hâcî-Hamza çf., [Gevezid n.]: 583
  29. Hasuk (Hasul) mz., [Gevezid n.]: 583
  30. Hipal mz., [Gevezid n.]: 583
  31. Karaca-viran k., [Gevezid n.]: 590
  32. Kara-dumanlu, [Gevezid n.]: 583
  33. Kara-taş k., [Gevezid n.]: 592
  34. Kara-taş mz., Gevezid [n.]: 582   
  35. Kavras mz., Gevezid [n.]: 582
  36. Kınık k., [Gevezid n.]: 590
  37. Kızılca-viran k., [Gevezid n.]: 596
  38. Kiras-ağacı mz., [Gevezid n.]: 583
  39. Kuş-hâne mz., Gevezid [n.]: 582
  40. Mahmûd-viranı mz., [Gevezid n.]: 583
  41. Manzud mz., [Gevezid n.]: 582
  42. Mekelcük (Ceklecük) k., [Gevezid n.]..590
  43. Meykel k., [Gevezid n.]: 585
  44. Meykelcik çf., [Gevezid n.]: 582
  45. Mezra’amz., [Gevezid n.]: 594
  46. Muhlis-Velî Bey k., [Gevezid n.]: 590
  47. Nâ’ib-çiftliği mz., [Gevezid n.]: 596
  48. Ovacık mz., [Gevezid n.]: 582
  49. Saraycık k., [Gevezid n.]: 596
  50. Servin-i Bâlâ k., [Gevezid n.]: 582
  51. Servin-i Zîr k., [Gevezid n.]: 582
  52. Şücâ’ mz., Gevezid [n.]: 584
  53. Tönük mz., [Gevezid n.]: 577
  54. Tuman k., [Gevezid n.]: 585
  55. Tutaş mz., Gevezid [n.]: 584
  56. Üreğir k., [Gevezid n.]: 593
  57. Yalnız-dam mz., [Gevezid n.]: 583, 587
  58. Yukaru-Güğercinlik mz., [Gevezid n.]: 582

 

Burada Gevezid nahiyesi sınırları içerisinde kaldığı halde direkt Şebinkarahisar’a ya

da başka nahiyelere bağlı köylerin isimleri yer almamıştır. Onları da şu şekilde sıralayabiliriz. Armudlu, Arslanşâh, Aşağı-Kınık, Darabul, Depelce, Depel-depe, Elma-ağacı, Esküne, İsrâ’îl – İsiril, Yumurcaktaş.

Yukarıda köy (Karye) mezra ve çiftlik isimlerinin hemen tamamının Türkçe isimler olduğu görülmektedir. (Aloni hariç. Bu köy bu gün mevcut değildir.) Bu isimlerin bazıları aşiret, bazıları boy, bazıları cemaat, bazıları ise yer adıdır. Amacuk, Ceklecük, Karadumanlu, Kavras isimlerini aşiret, Bay Hasan, Çitak Abdal, Etir, Frenk, Hacı Hamza, Mahmud Viranı, Darabul gibi isimleri cemaat, Kınık, Yüreğir, Tutaş, Tuman gibi isimleri boy, Ahurcuk, Saraycık, Yalunuzdam, Depelüdepe, Depelüce, Yumurcaktaş, Aşağı Güvercinlik, Tönük gibi isimleri de yer isimlerine örnek olarak gösterebiliriz.

Bu gün her hangi bir anlamı yok gibi görünen bazı isimlerin aslında ses değişikliklerine uğrayarak yeni bir hal aldığını görürüz. Bunun en güzel örneği bu günkü Baltaşı köyünün iki mahallesinden biri olan Sucak – Sucah mahallesidir. (Aslı Sucak değil Sucah’tır) Sucak – Sucah 1530 tarihli Tapu Tahrir Defterinde 52. sırada Şüca Mezrası olarak görülmektedir. Şüca; Şecaatli Kahraman anlamlarına gelir. Şüca, Anadolu’nun kapısını Türklere açan Selçuklu Sultanı Sultan Alpaslan’ın lakabıdır. Zaten Şebinkarahisar yöresi, daha geniş manada Kelkit Vadisi Türkler tarafından ilk kez Sultan Tuğrul bey zamanında fethedilmiş, takibeden yıllarda Türkler boy boy, oba oba, oymak oymak Kelkit Vadisine yerleştirilmişlerdir. Fakat bu isim zamanla bu günkü (Sucah – Sucak) halini almıştır.*

Şüca; Sucah’a nasıl dönüşmüştür? Sucah kelimesi yerel dil söyleyişi ile usucah – ısıcak yani sıcak anlamındadır. Sucah mahallesinin konumuna baktığımızda bu ismin Sucah’ın konumuna ne kadar uygun olduğunu da görebiliriz. Sucah özellikle yaz aylarında güneş ışıklarını tam karşıdan dik bir açı ile alması hasebiyle aşırı derecede sıcak olan, adeta sıcaktan yanıp kavrulan bir köydür. Zamanla Şüca Sucah – Sucah’a (usucak-ısıcak-sıcak) dönüşmüştür.

Bir başka örnek ise aynı zamanda doğum yerim olan Duman’la ilgilidir. Tapu tahrir kayıtları elime ilk geçtiğinde köyümün adını bulamamıştım. Türkçenin eski devirlerinde sert olan sessizlerin, son birkaç yüzyılda yumuşak sessizlere dönüştüğünü düşünerek “T” harfi ile aradığımda bulabilmiştim Duman’ı. “D” harfi ile aradığımda bulamadığım Duman’ı “T” harfi ile yani DUMAN değil de TUMAN olarak aradığımda bulabilmiştim Tapu Tahrir Defterinde. Aslında Duman kelimesinin menşeine – kaynağına baktığımızda aslının TEOMAN olduğunu görürüz. TEOMAN – TUMAN – DUMAN halini almıştır. Hatta Osmanlı Devletinin kuruluş yeri olan DOMANİÇ’in de (T-D-OMAN-İÇ – DUMAN-İÇ)  aslı DUMAN – TUMAN – TOMAN’dır. TUMAN adı, kaba sayılabilecek bir isimken zamanla daha yumuşak ve daha güzel bir söyleyiş olan DUMAN’a dönüşmüştür.

Aynı mantıkla baktığımızda 1530 Tapu Tahrir Defterinde birçok köyün adının aslından çok fazla uzaklaşmadan değiştiğini görürüz. Bu günkü adıyla (Diler) ÖREĞEL – ÖREL kelimesinin aslı YÜREĞİR’dir (ki bir Türk boyunun adıdır). Yine (Ekecek) Karaşenşe köyü Karaşehinşah isminden dönüşmüştür. Örnekleri çoğaltabiliriz.

Aslında TÖNÜK ismi boy, oymak, aşiret ya da cemaat adı olmayıp yer adıdır. TÖNÜK kelimesinin aslını DÖNMEK fiilinin kökü olan DÖN – TÖN de aramamız gerekir. Eski Tönük köyünün konumuna baktığımızda Kelkit Çayının Tönük köyüne Güneyden 90 derecelik dik bir açıyla gelip, sonra ani bir şekilde Batıya dönmektedir. Bu ani dönüş sebebiyle TÖNÜK – DÖNÜK (Bir şeyin döndüğü yer, Dönülen yer) adını almış olabilir. Bu ismi başka bir nedenle de almış olsa kelimenin aslı kesinlikle Türkçedir.

600-700 yıl önce Türkçede (b,c,d,g) yumuşak sessizler nadiren kullanılırken, sert sessizler daha yoğun biçimde kullanılmakta idi. Kelimenin kökü TÖN – DÖN’dür. Bu gün yumuşak sessizlerle başlayan kelimelerin hemen tamamının söylenişi Tön = dön, Tur = dur, Kel = gel, Kit = git şekline dönüşmüştür. O halde TÖNÜK isminin kökü DÖN kelimesidir. DÖNMEK fiilinden türemiştir. Tönük kelimesi sert bir sessiz olan “k” harfi ile bitmemiş olsaydı ihtimal bu gün baştaki “t” harfi çoktan “d” harfine dönüşmüş olacaktı.

Yine KELKİT adının da adı geçen ırmağın akış düzeninden kaynaklanan bir isim aldığını düşünmekteyim. Kelkit Çayı özellikle İlkbahar aylarında öylesine coşkun akardı ki, adeta bir deryaya dönüşür, düzlüklere sığmazdı. Oysa yağmur mevsimi geçip, Ağustos – Eylül – Ekim ayları geldiğinde o yatağına sığmayan, depreşip etrafını silip süpüren, önüne kattığı her şeyi alıp götüren, özellikle yağan yağmurlarla birlikte sel suları geldiğinde içerisinden 80 – 100 kiloluk Yayın balıkları (Irgonos- ki bu isimde zannımca Orkinostan dönüşmüştür) yakaladığımız o muhteşem nehir kaybolur, onun yerine küçücük bir dere gibi nazlı narin akıp giden Kelkit Çayı gelirdi. İşte bu gidip gelmeler yüzünden, gelip giden anlamında KEL – KİT yani GEL – GİT ismi verilmiştir. Ve bu isim ilk gün ki gibi günümüze kadar hiç değişmeden gelmiştir.

Ayrıca Şebinkarahisar meb’uslarından Ali Sururi Tönük 1888 Karahisar-ı Şarki doğumludur Müderris ve Avukatlık yaparken 32 yaşında Karahisar-ı Şarki Milletvekili seçilmiştir Şer’iye, İrşad, Kanun-u Esasi Encümeni başkanlığında bulunmuş, ll. Dönemde TBMM Başkan Vekili iken 30.9.1926′da vefat etmiştir.

Ayrıca internet ortamında “Tönük” kelimesi ile bir arama yapıldığında yüzlerce Tönük soyismi ile karşılaşılmaktadır. Yalnızca bu bile Tönük kelimesinin Türkçe ve yaşayan bir kelime olduğunun delilidir.

Saygılarımla.

*(Aslında Müslüman Türkler Anadolu’ya gelmeden önce bütün Karadeniz bölgesinde çok daha eski yüzyıllardan bu yana yaşayan Hıristiyanlaşmış Türklerin yaşadığını tarihçiler yazmaktadır. Zaman zaman Bizans Balkanlardan Uz, Kuman, Peçenek, Bulgar (Balkar), Kıpçak Türklerini doğudan gelen tehlikelere karşı, zaman zamanda Gürcü – Ermeni prensleri Bizans yada diğer askeri güçlere karşı yine Kıpçak, Kuman yada değişik Türk boylarını getirerek özellikle Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinin kuzeyine yerleştirmişlerdir. Bir Bizans tarihçisi Karadeniz bölgesine yaptığı bir yolculukta özellikle Batum-Sinop arasında, epeyce iç bölgelere kadar on binlerce Hıristiyan Türk’ün yaşadığını haber vermektedir. Hatta Gündoğmuş, Tengrivirdi, Alpamış gibi Türkçe isimleri örnek vermektedir. Yine nüfus mübadelesi ile zorla, ağlatılarak Yunanistan’a gönderilen sözde Rum’lar gerçekte Türk kökenli Hıristiyan Türklerdir. Rahmetli dedem Köyümüzün Lapa mahallesinden Yunanistan’a zorla göç ettirilen Rum’ların gelip dedemlerin evinde nasıl hüngür hüngür ağladıklarını, dedeme, gidip hükümete Yunanistan’a gönderilmemeleri hususunda ricada bulunması konusunda nasıl yalvardıklarını, bu topraklardan ayrılırlarsa artık yaşamak istemediklerini ve daha bir çok anısını anlatırdı. ) 

                                                                       Süreyya AYDIN

                                                                  Eğitimci – Araştırmacı

About these ads

Posted 06 Aralık 2010 by Süreyya AYDIN in Uncategorized

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: